
Ahmed Hulûsi

Bak dostum;
Bil ki, bu kitab, sana hayatında verilen en değerli şeylerden biridir!..
Bu kitap, sana Rabbinin seslenişi; sana açtığı özel kapıdır!.. Kim, olursan ol; işin, meşgalen ne olursa olsun; hangi dinden olursan ol; bil ki...
Rabbin seni beklemektedir ve kapısı sana açıktır!.. Sorma, Rabbimin kapısı nerede diye; sende "O" kapı; gönlünde!.
Senden sana açılan bir kapının ardında!..
Bu kapı, DUA ve ZİKİR kapısıdır!.. Gönlünden Rabbine açılan kapıdır!.
Rabbine yöneliş ve HACET kapısıdır!.
Gökte ve ötende sandığın TANRI'nı terket; sonsuz - sınırsız ALLAH'a yönel; O'nun, her noktada ve zerrede mevcût olduğunu farket; ve O'nu GÖNLÜNDE bulmaya çalış!. Sonra iste O'ndan, ne istersen!.. Eşini, işini, aşını; ister mevlânı, ister şifânı!.
Bil ki, seni, her isteğine ve her arzuna kavuşturacak tek şey DUA ve ZİKİR'dir.
Bil ki dostum; her zerrede tüm özellikleriyle mevcûd olan ve kendinden gayrının varlığı aslâ sözkonusu olmayan ALLAH, SENDEN SANA İCABET EDECEKTİR!.
SEN, bilesin ki, yeryüzünde "HALIFE"sin!.. HALİFE olarak sana, gönlüne, BEYNİNE bahşedilmiş yüce güçlerden haberin var mı?... DUA ile ZİKİR ile, o muhteşem BEYNİN ile, kendindeki mekanizmayı harekete geçirebileceğinden haberin var mı?...
"EN GÜÇLÜ SİLAH" olarak sana bağışlanmış DUA mekânizmasını biliyor musun?...
Fakîr, garîb, nîce kişiler DUA ve ZİKİR ile nîce ZALİM SULTANLARI helâk ettiler!.
Nîce yoksullar, büyük zenginliklere hep DUA ve ZİKİR ile eriştiler!..
Nîce, dertli, sıkıntılı, hastalıklı, ezâ, çile çekenler, hep kurtuluşu, selâmeti DUA ve ZİKİR'de buldular!..
Bil ki dostum...
SENDE, dünyanın en güçlü silâhı olan DUA ve ZİKİR cihâzı mevcûttur. BEYNİNDEKİ, GÖNLÜNDEKİ bu en güçlü silâhı kullanmasını öğrenerek; bu yaşadığın dünyanın ve ölümötesi yaşamın tüm güzelliklerine erişebilirsin!..
Ya da, DUA ve ZİKİR mekânizmasını kullanmaz, paslandırıp, bir kenara terkedersin, ki bunun cezasını da sonsuza dek çekersin!..
Sana, karşılıksız, bedava verilmiş bir mekânizmadır bu!.. Hîbedir!.. DUA ve ZİKİR için kimseye muhtaç değilsin ve kimseyi aracı koymak zorunda da değilsin!..
İster, bu kitaptan yararlan; ister gönlünden geldiği gibi yönel!.. Ama kesinlikle, kendindeki, bu dünyanın en kıymetli cihâzı olan DUA ve ZİKİR cihâzını kullanmasını öğren.
Göreceksin dünyan nasıl güzelleşecek.
ZİKİR, bize göre, dünyada bir insanın yapabileceği, en yararlı çalışma türüdür.
ZİKİR, "Allâh'ı anma" diye her ne kadar tercüme edilirse de, böyle bir tercüme son derece yetersizdir.
1. ZİKİR, beyinde tekrar edilen kelimenin manâsı istikâmetinde, beyin kapasitesini arttırır.
2. ZİKİR, beyinden üretilen dalga enerjinin RUH'a, yani halogramik dalga bedene yüklenmesini ve böylece ölümötesi yaşamda güçlü bir RUH'a sahip olunmasını sağlar. (ZİKİR konusunda beynin faaliyetlerini ve sistemini "İNSAN ve SIRLARI" kitabımızda bütün detayları ile okuyabilirsiniz. Ahmed HULUSİ.)
3. ZİKİR, tekrar edilen manâlar istikâmetinde beyinde anlayış, idrak ve o manâların hazmedilmesi gibi özellikleri geliştirir.
4. ZİKİR, Allâh'a yakîn sağlar.
5. ZİKİR, ilâhî manâlar ile tahakkuku temin eder.
İşte, birkaçını saydığımız bu özellikler dolayısıyla Kur'ân-ı Kerîm de ZİKİR son derece övülen bir çalışma olarak belirtilmiş; ve bu konuda ZİKRE önem vermeyenler şiddetle uyarılmışlardır:
"RAHMAN'IN ZİKRİNDEN YÜZ ÇEVİRENE ŞEYTAN MUSALLAT OLUR VE ARKADAŞI OLUR. SONRA GERÇEKLERİ SAPTIRIR VE ONU HİDAYETTEN UZAKLAŞTIRIR. ONLARSA BU DURUMDA HÂLÂ HİDAYETTE OLDUKLARINI SANIRLAR." (43-36/37)
&
"ŞEYTAN ONLARI İDARESİNE ALMIŞ, ALLAH'I ZİKRETMEYİ UNUTTURMUŞTUR. ONLAR ŞEYTANIN GRUBUDUR. ŞEYTANA TABİ OLANLAR HÜSRANA UĞRAYACAKLARDIR." (58-19)
&
"ALLAH'I ÇOK ÇOK ZİKREDİN" (33-41)
&
"HER KİM, BENİM ZİKRİMDEN YÜZ ÇEVİRİRSE ONA DAR BİR GEÇİM VARDIR VE ONU A'MA OLARAK HAŞREDERİZ" (20-124)
&
"BENİ ZİKRETTİĞİNİZDE SİZİ ZİKRETMEKTEYİM" (2-152)
&
"EĞER KULLARIM SANA BENİ SORARLARSA, BEN YAKINIM. BANA DUA EDENİN DUASINA İCABET EDERİM" (2-186)
&
"ALLAH ZİKRİ, EKBERDİR" (29-45)
&
ZİKİR'in insana ne kadar büyük yararları olduğuna bakın Hazret-i Rasûl aleyhi's-selâm nasıl işaret ediyor:
"Allâh katında çalışmaların en sevimlisi hangisidir?... sorusuna cevab:
- Dilin, Allâh'ı zikretmeye devam ettiği halde ölmendir"!.
&
"Size çalışmalarınızın en hayırlısını, Allâh indinde en temiz olanını, derecelerinizi en fazla yükseltenini ve sizin için altın ve gümüş infak etmekten, düşmanlarınızla savaş meydanında karşılaşıp boyun vurmanızdan ve onların sizin boyunlarınızı Allah yolunda vurmalarından daha hayırlı bir çalışmadan haber vereyim mi?..
İşte o Allah'ı ZİKRETMEKTİR."
&
"Allah'ın azâbından, Allâh'ı ZİKİR etmekten daha fazla hiç bir şey kurtaramaz."
&
"Allah katında kıyâmet gününde kulların hangisinin derecesi daha faziletlidir; sorusuna şu cevabı verdi:
- Allah'ı çok ZİKİR EDENLER."
Soruldu ki, "Yâ Allah yolunda cihâd eden gazinin ki?"...
Buyuruldu:
- Kâfirler ve müşrikler içerisinde kılıcı ile kırılıncaya kadar ve kana bulanıncaya kadar savaşsa da, şüphesiz ki, Allâh'ı çok zikredenlerin derecesi, ondan daha faziletli olur."
&
"Kul, şeytandan ANCAK, Allâh'ı ZİKRETMEKLE korunur!.."
&
"Sahip olduklarınızın en faziletlisi, Allâh'ı zikreden dil, şükreden kalp, imanında yardımcı olan eştir."
&
"Allâh'ı ZİKREDEN ile etmeyenin benzeri, diri ile ölü gibidir!.."
&
"Allâh'ı o kadar çok zikredin ki, insanlar size, deli mi bu, desin!.."
&
"Münafıklar size, gösteriş için yapıyorsunuz, diyecekleri kadar çok Allâh'ı zikrediniz."
&
"Müferridûn geçti!.. Buyruğuna soruldu, kimdir müferridûn, diye.
"Allâh'ı çokça zikretmeye düşkün olanlardır. Zikir, onların ağırlıklarını hafifletir. Böylece kıyâmet günü de hafif olarak gelirler"
&
"ŞEYTAN, ağzını âdemoğlunun kalbine koymuştur. O Allah'ı zikrettikçe şeytan çekilir. Gaflete düşüp zikri bırakınca kalbini yutar!."
Bu hâdis-i şerîf teşbih yani benzetme yollu bir anlatımdır... Kişi Allah'ı zikrettikçe, Cinler ondan uzak dururlar ve ona vesvese vererek düşüncelerini bulandıramazlar; ama zikir terkedilince, cinler onun beynini istedikleri gibi etkileyerek hüküm altına alır, manâsınadır.
&
"Allah'ın bir kula verdiği en faziletli şey, ona ZİKRİNİ ilham etmesidir."
&
"Hiç bir sadaka Allah'ı zikretmekten daha faziletli değildir."
&
"Cennetlikler hiç bir şeye üzülmezler ancak, dünyada iken ZİKİRsiz geçen anları hariç!.."
&
"Kim Allah'ı çok zikretmezse imandan uzaklaşır."
&
"İnsan, üzerinden geçip de, içinde Allâh'ı zikretmediği her an dolayısıyla kıyâmette büyük pişmanlık duyar."
&
"Herhangi bir topluluk, bir mecliste toplanır, Allah'ı zikretmeden dağılırlarsa, bu meclis kıyâmet gününde kendileri için bir pişmanlık olur!.."
&
"Kim Allâh'ı çok ZİKİR ederse, münâfıklıktan uzak olur!.."
&
İşte bunlar gibi daha pek çok Rasûlullah aleyhi's-selâm hadîs-i şerîfi bize ZİKİR konusunda büyük uyarıda bulunmaktadır.
"DUA MÜ'MİNİN SİLAHIDIR", diyor Rasûlullah Muhammed Mustafa aleyhi's-selâm. Ve gene, şöyle başka bir açıklama getiriyor "DUA" konusuna:
"DUA İBADETİN ÖZÜDÜR"
Bu hadîs-i şerîf'in hemen arkasından şu âyet-i kerîmeyi hatırlıyalım:
"CİNNİ VE İNSANLARI YALNIZCA KULLUK ETMELERİ İÇİN YARATTIM"
En basit anlamıyla kulluk, dua ve zikirdir!.
En geniş anlamıyla kulluk, birimin, varoluş gayesinin gereğini yerine getirmesidir..
"Eğer kulum, bana ellerini kaldırır da dua ederse, ben o elleri boş olarak geri çevirmekten hayâ ederim."
Evet, bu bir Hadîsi Kudsî.
Bu konudaki bir başka Hadîs-i Kudsî de şöyle:
"Ey âdem oğlu, dua senden icabet benden; istiğfar senden, bağışlamak benden; tövbe senden, kabul etmek benden; şükür senden, fazlasıyla vermek benden; sabır senden, yardım benden... Ne istedin ki benden sana vermedim."
İşte bu Hadîsi Kudsîyi destekleyen Ayet-i Kerîme:
"BANA DUA EDİN, İCABET EDEYİM"
Bu konuya açıklık getiren diğer bir hadîs-i kudsî de şudur:
"Ben, kulumun zannı üzereyim. Artık dilediği gibi düşünsün!.."
Yani siz dua ederken, o duanızın kesinlikle kabul göreceğini düşünürseniz, biliniz ki mutlaka isteğiniz meydana gelecektir!..
Nitekim, bu açıdan olaya bakıldığı içindir ki, önde gelen evliyâullahdan İmamı Rabbanî Ahmed Faruk Serhendî şöyle demiştir:
"Bir şeyi istemek, ona nâil olmak demektir; Zirâ Allâhu Teâlâ kabul etmeyeceği duayı kuluna ettirmez."
Esasen dua etmek söz konusu olduğunda, bir şey isteyeceğimizde hemen şu âyet-i kerîmeyi hatırlamamız gerekmektedir:
"ALLAH İSTEMEDİKÇE SİZ İSTEYEMEZSİNİZ !."
- Peki, biz dua ettiğimiz zaman, kabul olur mu?..
Yani, sizde ortaya çıkan bu istek, gerçekte Allâh istemiş olduğu için sizde ortaya çıkmaktadır!.. Eğer, Allâh istememiş olsaydı, siz dahi o şeyi isteyemezdiniz.
En kolay, en ucuz yani bedâva, ve en tesirli şey DUA'dır. İşte bu yüzdendir ki, DUA için, `"mü'minin silâhıdır" buyurulmuştur.
"DUA" nasıl silâh olur?..
Bunu anlıyabilmek için, tasavvufun derinliklerine inmek gereklidir!....
İnsan, gerçeği itibariyle, Allâh adıyla işaret edilenin zâtî sıfatlarıyla yaratılmış, O'nun varlığı ile kâim ve dâîm varlıktır.
Allâh'ın "HAY" ismiyle işaret edilen şekilde HAYAT sıfatıyla vardır; yaşar.
Allâh'ın "ALÎM" ismiyle işaret edilen şekilde, İLİM sıfatıyla bilgi, ilim sahibidir, yaşamına yön verir.
Allâh'ın "MÜRÎD" ismiyle işaret edilen şekilde, İRADE sıfatıyla isteklerini tahakkuk ettirmeye yönelir.
Dolayısıyladır ki insan, kendi varlığında mevcut olan bu isimlerin manâlarını ortaya çıkartabildiği ölçüde, takdir edilen nisbette, arzularına nâil, korktuğundan emin olur...
|