Image Hosted by ImageShack.usBISMILLAHIRRAHMANNIRRAHIM Image Hosted by ImageShack.us

Resim Host - Resimhost.comResim Host - Resimhost.com
Resim Host - Resimhost.com

SEMA'nin blogu ISLAM ASKI - Blogcu




SEMA'nin blogu ISLAM ASKI

Tanım

bloguma hos geldiniz Es Selamun aLeyküm Ve Rahmatullahi Ve Berekatuhu Ebeden Ve Daimen Cenab-i Hakkibulan neyi kaybeder ve Onu kaybeden neyi kazanir. Onu bulan herseyi bulur. Onu bulamayan hicbirseyi bulamaz, bulsa da basina bela bulur. Bu zamanda en büyük bir ihsan, bir vazife imanini kurtarmaktir. Baskalarinin imanina kuvvet verecek bir surette calismaktir. En hayirligenc odur ki; ihtiyar gibi ölmü düsünüp ahiretine calisarak, genclik hevesatina esir olmayip gaflette bogulmayandir.. Onu taniyan ve itaat eden, zindanda dahi olsa bahtiyardir.Onu unutan saraylarda da olsa zindandadir, bedbahttir.. Kendini basibos zannetme.Zira, su misafirhane-i dünyada, nazar-i hikmetle baksan, hicbir seyi nizamsiz, gayesiz göremezsin. Nasil sen nizamsiz, gayesiz kalabilirsin? Eger yerdeki agaclarkalem olup, denizler mürekkep olsa, Cenab-i Hakkin kelimatini yazsalar, bitiremezler.Gururunu birak, aczini anla, mâlikini tani, vazifeni bil, dünyaya ne icin geldigini ögren. Hak Subhanallah-u Yar ve Yardımcımız oLsun...
  • Bursa ulu camii
  • bursa ulu camiigunes sistemi



  • blog ekle blog toplist


    www.semaplaza.com

     

     

    Yeni sitem ve forum sayfasi

    acilmistir ...

    Ucretsiz kayit olabilirsiniz tesekkurler..

    www.semaplaza.com


    Tarih: , 26/7/2007
    Yorum (3) | Bağlantı

    http://www.ufoss.com/

     

    http://www.ufoss.com

    http://izci.info

    http://hollandaca.izci.info


    Tarih: , 1/7/2007
    Yorum (6) | Bağlantı

    Bir Vuslat Gecesi

    ŞEB-İ ARUSRamazan ayı boyuncabüyük alışveriş merkezlerinde sergilenen gerçekte 17 Aralıkta kutlanan Sema törenlerinin neyi anlattığını biliyor musunuz ?. Yoksa sadece seyredip sonra da alkışlayanlardan mısınız? Öyleyse okumaya başlayın...

    Ney sesinin, kamışların ağlaması olduğuna inanılır Anadolu’da. Çünkü kendilerine verilen sırları, dayanamayıp kuyulara anlatmışlardır ve pişmandırlar. Her şeyin döndüğü şu evrende, gerçek aşkı dönerek arayan semazenler de neyin çıkardığı büyülü sesin eşliğinde Allah’a ulaşırlar. 17 Aralık Mevlevilerin ayin-i şerif gecelerinden en önemlisidir. Bir Şeb-i Arus(düğün) gecesidir. Mevlana’nın ölümünün kutlandığı gecedir. Seven sevdiğine kavuşmuştur çünkü. Doğum tarihi 30 Eylül 1207 olarak bilinse de Mevlana’nın bu tarihten yaklaşık on sene önce doğduğu tahmin edilmektedir. Otuzlu yaşlarına geldiğinde babası Bahaeddin Veled ile birlikte Konya’ya yerleşir. Babasını kaybettikten sonra dokuz yıl boyunca Seyyid Burhaneddin Muhakkık’ın manevi terbiyesini alır, Halep ve Şam’a giderek medreselerde eğitim görür, Bilginler ve sufilerle görüşür.

    Mevlana ellili yaşlarına geldiğinde hayatına olgun,çok gezen, kendini peygamber yaşantısına adamış Tebriz’li Şems girer. Mistik ruhu yakalamış olan Şems kollarını açar ve ruhunu boşluğa gönderirmiş. Vücudunu terk eden ruhunun Tanrı’ya yaklaştığını düşünürmüş. Şems ile birlikte Mevlana’nın yaşantısında değişiklikler olmuş. Derslerin ve vaazların yerini müzik ve sema almış. Bir türlü Tanrı’ya ulaşamadığından yakınan Mevlana, Şems’in yardımıyla Tanrı’yı her yerde bulmaya başlamış. Şems kendiniyine dünyanın yollarına bıraktığında Mevlana ilahi aşka adanmış ünlü rubailerinin en acılarını yazmaya başlamış. Şems’e adanan Büyük Divan böyle yazılmış. Mevlana, en önemli eseri sayılan Mesnevi’yi yazarken insanları aydınlatmayı, onlara doğru yolu göstermeyi amaçlamış. Mesnevi’yi bitirdiği sırada yaşı seksenlere dayanan Mevlana 1273 yılı Aralık ayının onyedinci gününün gecesi Hakk’ına kavuşmuş. Mevlana’nın ölüm gününün anısına yapılan bir törendir Şeb-i Arus. İkindi vaktinden sonra Kur’an okuyarak ve Aynü’l-Cem yapılarak başlanan bu anma gecesi ayrılığın değil, kavuşmanın günüdür. Bir düğün gecesidir

    Mevlevi inanışına göre insan iki kere doğar. İlkinde annesinden,ikincisinde kendi bedeninden. Asıl doğuş kendi bedeninden olandır. Mevlevilik bir pirin önderliğinde, prensipleri olan ortak bir hayatı yaşamayı gerektirir. Semazenler mevlevi dergahının dervişleridir ve semazen olmadan önce uzunca bir süre geçirirler. Dergaha ilk geldiklerinde “nevniyaz” olarak kabul edilirler. Üç gün boyunca temel ihtiyaçları dışında yerlerinden kalkmadan saka postu üstünde otururlar. Derviş dünyevi gururundan uzaklaşmalıdır. Bu nedenle nevniyaza üç günden sonra dünyevi gururunu kıracak temizlikten, yemeğe onsekiz çeşit iş yaptırılır. Bu sürecin bitiminde dergah girişinde nevniyazın ayakkabılarının yönü kapıya çevrili olursa, dergaha kabul edilmemiş olur.Ayakkabılar kapıya çevrilmemişse “halvet” adı verilen binbir günlük çile dönemi başlar. Çile tasavvuf inançlarında çok önemlidir. Çünkü dertler yol göstericidir. “Fakr” denilen vazgeçiş dönemi semazenlik yolunda son aşamadır. Bu sürecin tamamlanmasıyla nevniyaz, dergahın dervişi olup “semazen mertebesine ulaşmıştır artık. Başındaki sikkesi nefsinin mezartaşı, bembeyaz tennuresi nefsinin kefenidir. Destegül adı verilen manşetli ceket, kuşak ve hırka kullanılır. Ney ve rebap eşliğinde sema ayinlerine katılır.

    Yedi bölümden oluşan sema töreninin ilkinde peygamberimiz methedilir. Bu ondan önceki peygamberleri ve Tanrı’yı methetmek demektir. Daha sonraki bölümlerde her şeye can veren “nefes”i temsil eden bir ney taksimi duyulur. Semazenler birbirlerine üç kez selam vererek peşrev eşliğinde daire şeklinde yürüyüşe geçerler. Daha sonra semazenler siyah hırkalarını çıkarırlar ve manen edebi aleme doğarlar. Gerçeğe dönüş başlamıştır artık. Kollarını çapraz bağlayarak “Bir” sayısını temsil eden semazenler Tanrı’nın birliğine şehadet ederler. Şeyh efendinin elini öperek Semaya girme iznini alır ve semaya başlarlar. Sema sırasında yerle teması kesmeden sola doğru döndürülen sol ayağa “direk”, havadaki sağ elin yardımıyla vücudu sola döndüren havadaki sağ ayağa “çark” denir; ism-i celalin “AL-” hecesiyle kalkan sağ ayak, “LAH” hecesiyle çarkı tamamlamış olarak yere basar.  Yukarıdaki sağ elin içi yukarıya,Allah’a dönüktür. Sol elin içi ise yeri gösterir. Neyin büyülü sesinde semazenlerin “aşk’a”  yolculuğu, sevenin sevdiğine kavuşmasının kutlanmasıdır.Sema nedir?

    Sema Mevlana’ya göre bir uyanış demekti. Kutsal Sema insanı vecd’e götürür, vecd’de insanı Allah’a yaklaştırır. Varolmanın temel şartı dönmektir. Evrendeki her şey döner. Elektron ve protonların dönmesi, vücuttaki kanın dönmesi, herşeyin topraktan gelip, toprağa dönmesi...Herşey hareket noktasına geri dönmektedir. Sema ayinlerinde semazenler hayatın çemberinde dönerek, akla yücelip nefislerini terkederler. Hakk’ta yok olurlar. Olgunluğa erer ve kamil bir insan olarak tekrar kulluğa dönerler.

    Kaynak: Hedef dergisi


    Tarih: , 19/6/2007
    Yorum (12) | Bağlantı

    ilah

    "Ben hiç Ondan başka ilâhlar edinir miyim? Eğer Rahmân bana zarar murad etse, sizin ilâh edindiklerinizin bana hiçbir yardımı dokunmaz; onlar beni Allah'ın azabından da kurtaramazlar.”

    Yâsin Sûresi: 23

     

    İlâh Kelime Anlamı: لاَهُوت ilah; Kısaca Karşığılını bulmayan/olmayan yaratıcı anlamına gelmektedir. "İlah" kelimesi her dilde o dile özgü bir sözcükle karşılanır. Türkçe'de de bu kelimenin karşılığı olarak kutsal varlık; "Tanrı" kelimesi kullanılır!? İnsanlar "Tanrı" derken çoğu zaman insanüstü güce sahip bir varlığı kastetmişlerdir. İslam edebiyatına göre ise ilah, bütün yaratıkları yoktan var eden, onların üzerinde kesin (mutlak) güce sahip olan varlıktır. İlah yaratıklarından hiçbirine benzemez ve sonradan var edilmemiştir. İşte Allah, bir ilahın sahip olması gereken özelliklere sahip olan tek varlıktır. Bu yüzden ondan başka ilah yoktur. Allah'ın tek bir ilah olduğuna ve O'ndan başka ilah olmadığına inanmaya İslam'da tevhit inancı denir.

    La İlahe İllallah Kelime Anlamı: لاَاِلَه 14; اِلاَّ اَللهُ Lâ ilahe: Hiçbir ilah yoktur illallah = Ancak Allah vardır. La ilahe İllallah/Allah'ın tek bir ilah olduğuna ve O'ndan başka ilah olmadığına inanmaya İslam'da tevhid inancı denir.

    Tanrı Kelime Anlamı: مَعْبُود; ibadet edilen; ilah; mabut; kutsal varlık.

     

     

    [İlâh Kelimesi Ne Anlama gelir?]

     

    Hz. Muhammed (salât/selam olsun)’ten sonra peygamber gelmeyeceğine göre dini Allah’a has kılan, İslami sorumluluklarının bilicinde olan herkesin bilgi ve yetenekleri doğrultusunda tebliğ görevini üstlenmesi gerekir. Bu görevden kasıt Allah’tan başka ilahların reddedilmesi, insanları iyiliği emredip kötülükten menetme ve Allaha davet etmektir. İnsanları Allaha kul olmaya, sadece onun koyduğu kanunlara uyup, onun hükmünü tanıyıp ona ibadet etmeye davet nasıl yapılmalıdır? İnsanları Allah’ın dinine davet etmek için yola çıkan tebliğci " لاَاِلَه 14; اِلاَّ اَللهُ /La ilahe İllallah’ ın" anlamını insanlara nasıl anlatmalıdır?

    Tüm Allah’ın Resullerinin yaptığı şekilde, yanına en ufak bir şey eklemeden sadece Rabbimize la ilahe illallah ve metoduyla yapılmalıdır.

     

    [Tevbe129]

    Fe in tevellev fe kul hasbiyallahü la ilahe illa hu aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil aziym

    (Ey Muhammed!) Yüz çevirirlerse de ki: Allah bana yeter. O'ndan başka ilâh yoktur. Ben sadece O'na güvenip dayanırım. O yüce Arş'ın sahibidir.

     

    Şimdi bazılarının isyan edip ve ‘Lâ ilahe illallah Muhammed en Resûlallah” elimizde rehberdir diyenleri duyar gibiyim ama hemen bu hususu da açmak istiyorum.

    “Allah’tan başka ilâh yoktur, Muhammed onun resulüdür”. Buraya kadar tamam. Çok şükür hepimiz bu noktada hemfikiriz. Ama buradaki İlâh kelimesine dikkat çekerim. Burada
    ilâh kelimesi bizim sözlüklerimizde karşılığını bulmayan yaratıcı anlamına gelmektedir. Ki TDK’ dan çıkan Türkçe sözlüklerimizdeki bu çelişki ve yanlış kelime karşılığı verilişi kesinlikle affedilmez bir hatadır.

     

    Kuran’da; Enbiya21/22 Yoksa (o müşrikler), yerden birtakım tanrılar edindiler de, (ölüleri) onlar mı diriltecekler?[21]Eğer yerde ve gökte Allah'tan başka tanrılar bulunsaydı, yer ve gök, (bunların nizamı) kesinlikle bozulup gitmişti. Demek ki Arş'ın Rabbi olan Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan münezzehtir.[22] buyrulmuştur.

    Peygamberimizin babasının adı Abdullah’tır. Yani Arapçada Abd-u İlâh olarak geçmektedir. Arapçada abd= kul anlamına gelir, Abdullah ise Allahın kulu anlamına gelir. “Resulullah” yani Allah’hın resulü anlamına gelir. Demek ki Allah lafsı İslamiyet’ten önce de vardır sonucuna varabiliriz. Allah o güzel isimlerini papağan gibi tekrarlayan kullarından ziyade, varlığından haberdar olan kullarının çokluğunu ve kendisine edilen kullukta samimiyeti ister.

    Kuranda ki kavimler ile Mekke’de yaşayan cahilliye dönemi Araplarına baktığımız zaman şu gerçeği görürüz. Araplar ilah manasının ne olduğunu gayet iyi biliyorlardı Çünkü ilah kelimesi sürekli dillerinde kullanılıyordu. İlah kelimesinin anlamıyla ilgili geniş kapsamlı bir bilgiye sahiptirler. Bunun için onlara "Allahtan başka ilah yoktur" denildiğinde, ne demek istenildiğini ve neye davet olunduklarını gayet iyi bir şekilde anlıyorlardı.
    Küfredenler Allaha ortak koştukları ilahlara hangi yetkileri verdiklerini bilerek küfrediyorlardı. İman edenlerse Allah’ı tek ilah kabul ederken hangi otoriteleri ret ettiğini bilerek reddediyorlardı.
    Allahın Resulü onları, ortak koştuklarını bir kenara çekerek Allah’ı tek ilah tanımaya davet ettiği zaman, davete cevap verenler bilinçli olarak cevap verirken karşı olanlarsa bilinçli olarak karşı çıkıyorlardı. Keza bu dönemdeki Müslümanlar kelime i şahadetin anlamını biliyorlardı. Eğer toplum kelime i şahadetin gerçek manasını anlamıyorsa, kelimelerin Arapça olmasından ona bir şey ifade etmiyorsa bu kelimelerin anlamlarını açıklamak tebliğciye düşmektedir. Bunu yapan tebliğ’cininde dikkat etmesi gereken önemli şeyleri vardır ilah kelimesinin anlamını biz kendi düşüncelerimize göre açıklamaya kalkarsak, görüşleri doğrultusunda yorum yapıyor gibi ithamlarla karşılaşabiliriz. Bunun için en sağlıklı yol, zaten kuranın bütün ayetlerine inandığını söyleyen insanlara, kurandan ayetlerle örnek getirerek açıklama yapmaktır.

    Sadece Allah olduğu halde, ortak koşan müşrikler için önderleri; >> yöneticileri, parti liderleri, insanın kendi nefsi, şeytan ve cinler olabilmektedir. Günümüzde insanların en çok içine düştüğü şirk, kendisi gibi insanları ilah edinip onları Allaha aracı yapmak ve ortak koşmaktır.

    Öyleyse bu konuda aynı görüşlere sahip olmalarına rağmen Mekke’dekiler niçin müşriktirler,onlarsa Müslüman dırlar?.Daha sonra muhatabımıza Mekke’dekilerin şirke düşmelerine birtakım yöneticilerini ve onların putlarını ilah edinmelerinin sebep olduğunu ve insanlarında ilah olabileceğimizi anlatmamız gerekiyor.Şöyle…

    [Tevbe Suresi 31] (Yahudiler) Allah'ı bırakıp bilginlerini (hahamlarını); (hıristiyanlar) da rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i (İsa'yı) rabler edindiler. Hâlbuki onlara ancak tek ilâha kulluk etmeleri emrolundu. O'ndan başka tanrı yoktur. O, bunların ortak koştukları şeylerden uzaktır. Buyrulmuştur.

    Bu ayetle ilintili İnsanların ilah olabileceğini ve edinilebileceğini gösteren delilerden biri tarihi bilgi ve belgelerde şöyle yer almaktadır;

    Allahın Resülü Medine’de Mescidde bu ayeti okurken,Ady Bin Hatem adında bir Hıristiyan boynun da altın bir haç asılı olduğu halde mescide girer ve bu ayeti duyar. Bunun üzerine Resulullaha” biz din adamlarımızı ve bilginlerimizi ilah edinmeyiz der”.Resulluah” hayır edinirsiniz der”.O da nasıl olduğunu sorunca
    ” Siz kitabınızda geçen Allahın haramlarını haram,helallerini helal kabul etmezsiniz.Daha sonra din adamalarının ona ekledikleri haramları harara,helalleri helal kabul edersiniz.Onlarsa Allahın haramlarını helal helallerini haram ederler,sizde onlara tabi olmak sureti ile onları ilah edinirsiniz” demiştir.
     

    Kurana en güzel cevap yine kurandadır en güzel sözler Allah’ındır. Keza Tevbe31 ve bu olayı incelediğimiz zaman şu sonuçları elde ederiz;


    [1] Allah’ın haram ve helallerine ters düşecek kurallar hükümler, kanunlar, ölçüler koymak, haram ve helaller uydurmak, batılda olsa ilahlık girişimidir.

    [2] Bu şekilde bir insana tabi olmak, onun koymuş olduğu haram ve helallere, kanunlara kurallara, tamamen veya kısmen de olsa uymak onu ilahlaştırmak ve ilah kabul etmektir.

    [3] Allahın hükümlerine inanıp, aynı zamanda böyle bir insanında hükümlerine, kurallarına uymak, o kişiyi Allaha ortak koşmaktır.

    [4] Bu şekilde haramlar, helaller, kanunlar koyanların kendilerinin ilah olduğunu
    ilan etmesi gerekmemektedir. Din adamları ve bilginler toplumun karşısına çıkıp biz ilahız dememişlerdir.
    Bilakis kendilerini Allah’ın dinin mensupları olarak göstermişlerdir.

    [5] Bu şekilde batıl bir ilaha tabi olanın, bunun farkında olmaması bir şeyi değiştirmemektedir. Ör/Ady bin Hatermin “onları ilah edinmeyiz" demesi,bunu bilinçli olarak yapmadığını, tepki göstermesi bunun farkında olmadığını gösterir.

    [6] Batıl bir ilaha tabi olan insanın, bunun o kişiyi ilahlaştırmak olduğunun farkında olmaması, onu ilah edindiği ve Allaha ortak koştuğu gerçeğini değiştirmez. Kuran ve Resullulah, batıl bir ilaha tabi olan farkında olsa da olmasa da bunu din adamlarını ve bilginlerini ilahlaştırıp Allaha ortak koşmak olarak nitelendirmiştir.

    Allanın haram ve helallerine ters düşecek şekilde haramlar, helâlar, kanunlar koymanın batıl bir ilahlık girişimi olduğu bu ayet ve tarihi veri kesin bir şekilde ortaya koymaktadır. Günümüzde bu şekilde Allah’ın hükümlerine ters düşen kanunlar, hükümler, kurallar koyan batıl ilahlar var mıdır?
    Biz Müslüman olmak için اَللَّهيللا  “illa Allah” demeden önce sunu diyoruz:“La İlaheلا يلاهيLa” kelimesi Arapçada “yoktur” ve “kesinlikle kabul etmem, reddederim” anlamlarına gelir. Yani bizim imanımız, inkâr ile başlamaktadır. Yani diyoruz ki; Kanun koyucu siyasi liderleri reddediyorum. Taparcasina kendisine baglanilan mali mülkü, popçuyu, topçuyu, pasayi, komutani, seyhi, mürsidi, padisahi, krali, kadini, evlatlari; kisaca her seyi kesin bir tarzda reddediyorum. Görüyoruz ki yüregimizde imani hakim kilmak için, öncelikle bu sahte ilahlardan temizliyoruz kalbimizi. Adeta bir süpürme operasyonu gerçeklestiriyoruz. Unutmamaliyiz ki iman, moloz yigini üzerine kurulmaz. Imanimizi saglam bir temel üzerine oturtmazsak, ahirette “Çalisip da bosa yorulmus” kimseler zümresine gireriz. Rabbimiz bizleri bundan korusun. Bu temizleme operasyonundan sonra, artik “illa Allah” dememiz için bir sakinca kalmamistir. Yani bu su anlama gelir: Allah tan başka ilah yoktur , Ben tüm ilahlari reddettim, ancaaak Allah hariç. Benim yegane kanun ve kural koyucum O’dur. Kendisine itaat ettigim, kitabinda bildirdigi dogrulari ve yanlislari ölçü kabul ettigim sadece Allah’tir.

     

     

    Dünyaya baktığımız zaman, yakın çağda yaşamış ve günümüzde yaşayan çok sayıda batıl ilahın olduğunu görürüz. Mesela Almanya’da Hitler adında bir sapık çıkmış ve Alman toplumunun nasıl yaşayacağına dair kanunlar koymuş ve o zamanın Alman toplumu da bu hükümlerle yönetilmiştir.

    Karl Marx insanların sosyal hayatını yönlendirmek için hükümler uydurmuş, Lenin Rusya halkını bu hükümlere göre yönetmiştir. Çin toplumu da Mao'nun koymuş olduğu hükümlerle yönetilmiştir. Üstünde yaşadığımız topraklardaki insanların yaşantıları da bu şekilde liderler tarafından düzenlenmiştir.
    Ortaya koymuş oldukları kanunlar, Allanın kanunlarına tamamen ters düşmektedir ve bu liderlerin tamamı, aynı zamanda batıl birer ilahtır.

    Bu sapık ilahların koymuş olduğu kanunları kabul edenler, onları ulu Allah gibi insanları yönetmek için kanun koymaya yetkili görenler, onları Allaha ortak koşmuşlardır. Allah cc. insanın yaratıcısı olduğuna göre onun yapısını karakterini şüphesiz en iyi bilendir. İnsanların dünyada en iyi bir şekilde yaşayabilmeleri için eksiksiz ve noksansız hükümler koyup, onları resulleri vasıtasıyla insanlara tebliğ etmiştir.

    Allanın koymuş olduğu kanunlar ve bunlara zıt olarak batıl ilahların koymuş olduğu kanunlar. Bunları örneklersek,


    [1] Allah içki içmeyi haram kılmıştır, batıl ilahlarsa helal kılarak içki fabrikaları açmış ve meyhanelerin serbestçe faaliyette bulunmasını sağlamıştır,

    [2] Allah zinayı haram kılmıştır, batıl ilahlarsa helal kılarak vergisini verdikten sonra genelevlerin serbestçe çalışmasına izin vermişlerdir. Kanunlarında zinanın suç olduğu hükmünü kaldırmışlardır.

    [3] Allah kumarı haram kılmıştır, batıl ilahlarsa helal kılarak kumarhanelere çalışma ruhsatı vermiş, toto, loto, piyango oyunları düzenleyip kumarı yasallaştırmışlardır.

    [4] Allan cc kadına ziynet yerini örtünmesini emretmiş, açık dolaşmasını haram kılmıştır, batıl ilahlarsa
    kadının açık dolaşmasını helal kılarak, işyerlerinde okullarda kadının açık giyinmesinin mecburi tutmuşlardır.

    [5] Allah faizi haram kılmıştır, bu batıl ilahlarsa helal kılarak bütün ekonomilerini ve ticaret hayatını faiz temeli üzerine oturtmuşlardır.

    Bu batıl ilahların Allahın yasaklarına, haramlarına ters düşecek şekilde helaller uydurmaları ile ilgili örnekleri çoğaltabilmemiz mümkündür. Bu batıl ilahlar insanlara hükmetme yetkisini Allahtan almış,"hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir"diyerek halka vermiş gibi gösterip kendi ellerine almışlardır. Allahın kanunlarına muhalif düzeni kurup, koruyuculuğunu yapan, onun işlemesini kalpten isteyen liderler ve parti başkanları batıl birer ilahtırlar.

    Bunların parti programlarını incelediğimiz zaman, programlarında iktidara geldikleri zaman faizi, içkiyi, kumarı, zinayı ortadan kaldırıp, Allahın hükümlerini uygulayacaklarına dair bir kayıt göremeyiz. Öyleyse bunlar Allahın hükümlerinin hâkim olmasına taraftar değildirler ve karşıdırlar. Allahın haramlarına ters düşecek şekilde hükümleri, kanunları, kuralları vardır ve bu liderler, parti başkanları aynı zamanda batıl birer ilahtırlar.

    Hıristiyanların din adamlarına, bilginlerine tabi oldukları gibi bu parti başkanlarına tabi olmak onları bu yolda ilah edinmektir. Bunlara tabi olup, onları ilahlaştıranlar Ady bin Hatem gibi bunun farkında olmayabilirler. Keza farkında olmamaları onları ilah edinmiş oldukları gerçeğini değiştirmez.

    Farkında olsallarda, olmasallarda batıl liderlere tabi olup peşlerinden koşmak, kalpte onlara zerre kadar sevgi beslemek onları ilahlaştırmaktır.
    Bu liderlerin peşinden koşanlar aynı zamanda Allahın hükümlerine uyabilirler. Allahın namazla, oruçla, zekâtla hacla ilgili hükümlerini yerine getirebilirler. Sosyal yaşantının bir kısmını Allanın hükümlerine göre düzenleyip,bir kısmımda batıl liderlerin hükümlerine göre düzenlemek şirktir.Şirk Allahı en büyük ilah kabul edip,diğer batıl liderleri ilahlaştırıp Allaha ortak koşmaktır.

    [Mülk suresi 2] O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.


    Allah cc. içkiyi, kumarı, zinayı, faizi var etmiş fakat insanları denemek için bunları yasaklamıştır. Bunlar olmasaydı, yasaklanmış olmasının bir anlamı olmazdı. Eğer Allah’tan başka batıl ilahlar olmasaydı, bir müminin bütün ilahları reddedip"la ilahe” ilahlara hayır diyerek, sadece Allaha yönelmesinin, “illa Allah” demesinin de bir anlamı olmazdı. İnsanın yaradılışından kıyamete dek gerek insan şeklinde, gerek put şeklinde batıl ilahlar olacaktır.

    Allah cc. insanı imtihan etmek için bunların ilahlık girişiminde bul tınmalarına izin verecektir. Bunlara tabi olanlar küfre düşüp çıkmamak üzere cehenneme girecekleri gibi, bütün batıl ilahları reddedip onların kanunlarını, düzenlerini reddedip sadece Allahın kanunlarına ve onun düzeni olan Islama yönelenlerse bu imtihanı kazanacaklardır.

    [A’raf suresi 3]
    Rabbinizden size indirilene uyun; O'nun berisinden bir takım velilerin ardına düşmeyin! Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!

     

    Keza bu batıl ilahlar Allahın yeryüzünde insanları yönetme hakkına el koymuşlardır. Bu davranışları küstahça Allaha isyan etmeleri ve ona tabiri caizse "Sen yerleri, gökleri, yıldızları, tabiat âlemini, hayvanları yönet, insanlara gelince onu bize bırak o işe burnunu sokma insanları biz kendi kafamızdan, havamızdan uydurduğumuz kanunlarla idare ederiz dercesine İnsanları yönetme hakkı yöneticileri olma sıfatıyla bize aittir "demektedirler. Bunu sözleri ile değil ama davranışları ile söylemektedirler. Böyle iddialardan Rabbimizi tenzih ederiz, o onların bu şekilde uydurdukları yalanlardan uzaktır.

    Dikkat edilecek bir başka noktada kelime-i şahadetin " لاَاِلَه 14; اِلاَّ اَللهُ  Allah’tan başka ilah yoktur" şeklinde ifade edilmesidir. Bu ifadeden de müşriklerin Allah’ı ilah kabul ettikleri, fakat diğer ortak koştuklarını reddedip sadece Allaha yönelmeye davet edildikleri rahatça anlaşılabilir. Cahiliye dönemi Araplarının şirke düşmelerine sebep Allahın ilahlığını yok saymaları değildi. Bilakis onlar Allahın ilahlığını tanıyorlardı, fakat bugün olduğu gibi bazı yöneticilerinin hükümlerini, yasalarının Hz. İbrahim’e gelen Allah’ın hükümlerine ortak koştukları için şirke düşmüşlerdir.

    Bugünde şirke düşenlerin bunlardan farkı yoktur. Günümüzün müşrikleri şirke düştüklerinin farkında olmayıp, nüfus kağıtlarındaki müslüman yazısına, şeytanın,din adamlarının,yöneticilerinin siz Müslümansınız demelerine, sürekli veya ara sıra kıldıkları namazlara güvenerek kendilerini Müslüman zannetmektedirler.

    Resullulah sav. şirki tanımlarken"Karanlık bir gecede, siyah kayanın üzerindeki karıncanın ayak sesinden daha gizli"olacağını ve farkında olmadan şirke düşülebileceğini bildirmiştir. Şirk içinde olmasına rağmen kendilerini Müslüman zannedenler için,

    [Gaşiye Suresi.2] "O gün öyle insanlar vardırki çalışmış fakat bütün yaptıkları boşa çıkmıştır,boşuna yorulmuştur ve kızgıncana yanan bir ateşin içine yollanır"buyrulmuştur.Yine Allah şirk koştukları takdirde resullerine durumlarının ne olacağını bildirmek için,
    [En’âm Suresi.86-88] 86/İsmail, Elyesa', Yunus ve Lût'u da (hidayete erdirdik). Hepsini âlemlere üstün kıldık.88/İşte bu, Allah'ın hidayetidir, kullarından dilediğini ona iletir. Eğer onlar da Allah'a ortak koşsalardı yapmakta oldukları amelleri elbette boşa giderdi. Yine Allah resulüne;

    [ZÜMER suresi 65. ayet]
    (Resûlüm!) Şüphesiz sana da senden öncekilere de şöyle vahyolunmuştur ki: Andolsun (bilfarz) Allah'a ortak koşarsan, işlerin mutlaka boşa gider ve hüsranda kalanlardan olursun!

    Allah cc.şirk koşmaları durumunda en ufak bir taviz tanımayıp bütün amellerini, ibadetlerini boşa çıkartacağını bildirirken,günümüzde Müslümanlık iddiasında bulunanlar in, yönetici ve parti başkanlarını Allaha ortak koşup, sonra namazlarından,oruçlarından dolayı kendilerini güvende hissetmeleri büyük bir gaflettir.Bunları uyandırmak batıl ilahların getirmiş olduğu hükümleri,yolları,sosyal yaşantıyı reddetmeye böylece gerçek anlamda tevhidi kabul etmeye davet etmek Müslüman tebliğciye düşmektedir.

    Gerçek anlamda "la ilahe illallah" demek, kuranın hükümleri ile hükmetmeyen yöneticileri, birer batıl ilah olan parti başkanlarını, liderleri, demokratik, sosyalist, sosyal Demokrat, kapitalist, milliyetçi, faşist İslam dışında kalan bütün insan ürünü yönetimleri, bunların görüşlerini, düzenlerini reddederek sadece Allah’ın düzeni olan İslâm’a yönelmeyi gerektirir.

    Günümüzde olduğu gibi Allahın düzeni olan İslamı bir kenara çekip insanları kendi aklından ve hebalarından ürettiği kanunlarla idare eden yöneticiler eski çağlardada olagelmiştir. Buna Kuranı Kerimden verilebilecek en güzel örnek Musa as. Zamanında yaşayan firavundur. Nitekim Musa as. Firavunun karşısına dikilip,"o göklerin ve yerin doğuyla batının rabbidir, ondan başka ilah yoktur"dediği zaman firavun ona,

    [Şuara Suresi 29] Firavun: Benden başkasını tanrı edinirsen, andolsun ki seni zindanlıklardan ederim! Dedi.

     

    Firavunun buradaki ilahlık iddiası nedir? O yerleri gökleri yarattığın mı iddia etmektedir. Hayır! Onun tek iddiası günümüzün çağdaş firavunlarının yaptığı gibi, yönetimleri altında yaşayan halkın, sosyal yaşantısını düzenlemek konusunda kanun koyma yetkisinin Allah’a değil de kendilerine ait olduğudur.
    Firavun bu iddiasıyla içkinin, zinanın faizin, kumarın ve benzerlerinin yasak mı yoksa serbest mi olacağını belirleme yetkisinin Allah’a değil de kendine ait olduğunu iddia
    etmektedir. Mısır halkını Musa as.’a Gelen Allahın şeriatıyla ve kanunlarıyla yönetmeyi reddetmektedir, Firavunun

    [Kasas Suresi.38] Firavun: Ey ileri gelenler! Sizin için benden başka bir ilâh tanımıyorum. Ey Hâmân! Haydi, benim için çamur üzerine ateş yak (ve tuğla imal et), bana bir kule yap ki Musa'nın tanrısına çıkayım; ama sanıyorum, o mutlaka yalan söyleyenlerdendir, dedi. Buyrulmuştur.

    Günümüzün çağdaş firavunları da Resullulah sav. Gelen Allahın şeriatına ve kanunlarına göre değil de kendi ürettikleri kanunlara göre insanları yönetmektedirler. Aradaki tek fark Musa döneminde yaşayan firavunun, bunun bir ilahlık girişimi olduğunu bilmesi ve halkında ona bir ilah olarak tabi olduklarının farkında olmasıdır.
    Günümüzdeyse Allahın hükümleri dışında kalan hükümlerle insanları yöneten çağdaş firavunlar bu davranışlarının ilahlık olduğunu söylememektedirler. Onların kanunlarına yönetimlerine tabi olan, rıza gösteren, peşlerinden giden halkta bunun yöneticileri ilahlaştırmak girişimi olduğunun, şirk olduğunun farkında değildirler ve kelime-i şahadet getirdiklerini söyleyerek kendilerini Allah’ın dininde sanmaktadırlar.

     

    [ZUHRUF suresi 54.55.56] 54/ Firavun kavmini aldattı; onlar da kendisine boyun eğdiler. Onlar yoldan çıkmış bir kavimdir.55/ Böylece bizi öfkelendirince onlardan intikam aldık, hepsini suda boğduk.56/ Onları, sonradan gelenlerin geçmişi ve bir ibret örneği kıldık.

     

    La İlahe İllallah’ta Kuran Dışı İddialar:

     

    Birkaç hadis-i şerif meali:

    İhlas ile Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Resulühü diyen Cennete girer. [Taberani, Deylemi]


    La ilahe illallah, Muhammedün Resulullah diyene Cehennem ateşi haramdır. [Müslim]


    Allah’tan başka ilah olmadığına Allah’ın bir ve ortağı olmadığına ve Muhammed’in onun kulu ve Resulü olduğuna, keza Cennet ve Cehennemin hak olduğuna şahadet ederse, Allah onu Cennetine koyar.[Buhari, Müslim, Tirmizi]

     

    Rab olarak Allah’ı, din olarak İslam’ı, Resul olarak Muhammed’i seçen yani kabul edip beğenene Cennet vacip olur.) [Ebu Davud]

     

    Vehb bin Münebbih hazretlerine: La ilahe illallah’ın Cennetin anahtarı olduğu hadis-i şerif ile bildirilmedi mi? diye sordular. Cevaben, Evet, Cennetin anahtarıdır, ama dişsiz anahtar olur mu? Anahtarın dişleri varsa kapı açılır, yoksa kapı açılmaz. Buyurdu. [Buhari]

     

    Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki: "Kimin (hayatta söylediği) en son sözü La ilahe illallah olursa cennete gider" [Kütübü Sitte/hadis no:5]

    Yukarıdaki hadislere göre;

    Hiçbir ibadeti yapmayıp yan gelip yatsakta, hiçbir günahtan, haramdan kaçınmasakta hz.Muhammed’e atfedilen bu çirkin ve riyakâr hadisler sayesinde cennete girecekmiyiz? Tabiî ki hayır! Ya da sadece sırf la ilahe illallah deyip Muhammeden resulullah demiyenler gayrimüslim kalıp cehenneme mi gidecektir? Tabiî ki hayır! Yine “Sadece "Lâ İlahe İllallah" cümlesini tekrarlamak, yeterli değildir” şeklindeki ifade bütün kuran dışı kaynaklarda ileri sürülmektedir. Kurana iman edip kabul eden zaten kuranı vahyeden resule iman etmiş oluyor. Bilffil kuranı kabul etmek onu vahyeden bizlere sunan onu ağzından işittiğimiz Resulu kabul etmek demektir. Bunları bilen ve anlayan insanların bu kuran dışı hadislere ihtiyaçları yoktur. Kalben değil lafsı/sözgelimi Müslüman insanların sırf bir la ila illallah muhammedem resullullah  kelimesi ile cennete gidip la ilahe illallah kelimesi ile de cehenneme gitmesi oldukça yadırganması gereken bir durumdur. Ve tamamen batıl bir kuran dışı iddiadır.Bu konuda Yine en güzel cevap kurandan gelmektedir;

    [ZÜMER suresi 45. ayet]Allah, tek olarak anıldığı zaman, ahirete inanmayanların içlerine sıkıntı basar. Ama Allah'tan başkası anıldığı zaman hemen yüzleri güler.

     

    [Allah=Tanrı’mıdır?]

     

    Sözlükte anlam:

    Tanrı Kelime Anlamı: مَعْبُود; ibadet edilen; ilah; mabut; kutsal varlık.

    Tanrı Kelime Anlamı Bu maddede monoteistik ve henoteistik Tanrı anlayışı ve sözcüğün tarihi süreci açıklanmaktadır. Politeistik tanrı ve tanrıça anlayışları için: Tanrı (erkek) ve Tanrıça maddelerine bakınız.

    Tanrı, özellikle monoteistler (tek tanrıcılar) tarafından evrenin tek yaratıcı ve yöneticisi olduğuna inanılan ilahi varlık için kullanılan Türkçe sözcüktür. Politeistik inançlarda genelde ilahların cinsiyeti bulunur ve erkek olanlarına tanrı, kadın olanlarına tanrıça denir. Tanrı kavramı her monoteistik ve henoteistik inançta değişiklik gösterir. Yine de bu farklı inançlardaki tanrı kavramını tanımlamak için sadece tanrı sözcüğü kullanılabilir. Teolog ve filozoflar, tarih boyunca, sayısız Tanrı kavram ve anlayışlarını incelemişlerdir. Felsefenin metafizik dalı Tanrı'nın varlığı sorusunu konu edinse de, bu soru din felsefesi alanında da incelenen önemli tartışmalardandır.

    Etimolojisi [değiştir]

    İslam öncesi dönemde Türklerin tapındıkları Tengri isimli ve "gök" ya da "hamdedilen, şükredilen" anlamına gelen varlığa verilen ad iken zaman içinde uğradığı değişimle doğaüstü yaratıcı güce veya değişik kültürlerin tapındıkları benzer güçlere, varlıklara verilen genel ad olmuştur.

    TDK Güncel Türkçe Sözlük'üne göre, tanrı sözcüğü "Çok tanrıcılıkta var olduğuna inanılan insanüstü varlıklardan her biri, ilah." ve özel isim olarak da "Allah." anlamlarına gelmektedir.1

    Günümüzde Allah ismi yerine de kullanıldığı gibi, biraz da İslam'ın kültürel etkisi nedeniyle, Allah sözcüğü Türkçe bir sözcük olarak diğer monoteistik inançlardaki, özellikle de İbrahimi dinlerdeki, Tanrı kavramı için, tanrı sözcüğü yerine kullanılmıştır fakat bu İslam dinince kabul edilmeyen bir davranış olarak tanımlanabilmektedir.

    M.Ö. 1766 yılında yazılan Çin kronikinde geçen en eski tutanaklarda bulunulan en eski Türkçe kelimeler tanrı, ordu ve kut (mutluluk) kelimeleridir.[1]

    Türkçe'de Çalap da tanrı için kullanılan başka bir isimdir.

    İslam'da Tanrı [değiştir]

    İslam dininde Allah ismi, Tanrı'nın özel ismidir ve genel olarak "Tanrı" ismi yerine kullanılır. İlah, Semitik El ismi ile akraba olan ve genel olarak Tanrı anlamında kullanılan bir başka sözcüktür. Allah ise belirlilik eki getirilmiş özel isimdir. İslam'da Allah'ın çeşitli sıfatlarından oluşan Allah'ın adları, Esmaül Hüsna yani Güzel İsimler mevcuttur. Modern zamanlarda İslami çevrelerde, Allah dışında ve bu Esmaül hüsnada olmayan sözcüklerin Allah sözcüğü yerine İslam'daki "Tanrı" kavramı için kullanılmasını rahatsızlık verici bulunduğu olmuştur.

    http://www.arapcasozluk.net

    http://tr.wikipedia.org/wiki/Tanr%C4%B1

     


    Tarih: , 11/6/2007
    Yorum (2) | Bağlantı

    <- Son Sayfa | SONRAKI SAYFA ->

    counter free hit unique web
    View My Stats